öğretmenbul.net
18 Kasım 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Tuba Aytaş Yıldız > FAYTONA BİNME, İŞKENCEYE ORTAK OLMA!
Tuba Aytaş Yıldız

FAYTONA BİNME, İŞKENCEYE ORTAK OLMA!

24.08.2015 14:40:40 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Tuba Aytaş Yıldız

İstanbul'un trafiğinden, korna sesinden ve beton yığınından kaçmanın, bir günlüğüne de olsa nefes almanın diğer adı: Büyükada.

Gönül isterdi ki Büyükada gezimin sonucunda size adanın insanı kendine hayran bırakan doğasını, mimarisini ve yaşam tarzını anlatayım. Ancak bu sefer durum bunların hepsinden daha ciddi ve kıymetli.

Ara sokaklarını dahi dolaşma fırsatı bulduğum, adada yaşayan insanlarla bizzat konuşarak geçirdiğim keşifler dolu bir günün sonunda, adanın tüm güzelliklerini yok edecek bir vahşete tanık oldum.  Vahşet diyorum çünkü üzerinde durmak istediğim konu ne yazık ki oldukça vahşi. Uzun zamandır birçok şikâyete, hatta davaya konu olan: Faytonculuk ve atların dramı meselesi.

Büyükada adaların en büyüğü ve adalar ilçesinin merkezi konumunda. Dolayısıyla başta turistler olmak üzere en fazla ziyaretçi akınına uğrayan da Büyükada. Öyle ki Büyükada iskelesi haftanın her günü insan kaynıyor. İskele'den Araba Meydanı denilen alana doğru ilerlediğinizde metrelerce uzayan fayton kuyruğunu görmeniz mümkün. Yazın 35 derece sıcaklıkta insanlar sırf faytona binebilmek için saatlerce güneşin altında bekleyebiliyorlar. Çoluk çocuk faytonla yarım saat gezebilmek için yaklaşık iki saat bu çileye katlanıyorlar. Kuyruk o kadar uzun ve insanlar o kadar heyecanlı ki sanırsınız geziler ücretsiz. Aksine fiyatlar aşırı yüksek. Adalar Belediyesi'nin belirlemiş olduğu fiyatların neredeyse iki misli uygulanıyor. Ayrıca adanın simgesi haline gelen bu faytonlar,  turist ziyaretlerinin çokluğu ve yüksek ücretler nedeniyle ada halkının ulaşım taleplerini karşılamıyor.  Ada halkı çareyi bisiklet ve iki kişilik akülü araba kullanımında bulmuş.

Büyükada'da 500'ün üzerinde at ve 195 tane fayton var. Sokaklarda faytonlardan dolayı rahatça dolaşmak imkânsız. Yürümeyi tercih edenler ve bisiklet kullanan adalılar bu durumdan oldukça rahatsız. Her fırsatta şikâyetçiler. Bu durumun sessiz şikâyetçileri de var.

Gelelim adanın emektarlarına, atların hiç bitmeyen çilesine...

Atlar yaz kış, her gün hiç durmadan koşturuluyor. Koşturulmanın yanı sıra sırf şişmesinler diye çok az miktarda yiyecek ve suyla idare etmek zorunda bırakılıyorlar. Bir at yoğunluğa göre günde 17 kez adayı turluyor. Atların ömrü ortalama olarak 25 yılken, fayton atları çok ağır koşullardan dolayı ortalama olarak 5 yıl yaşıyor.Yaz boyu sıcakta, kış boyu soğukta, taşıyabileceğinin kilolarca üstünde yükle koşturulan, kırbaçla vurulan, yeterli yiyecek ve içecek verilmeyen atlar resmen ölüme koşturuluyor.

Büyükada'ya gitmeden beni derinden etkileyen bir haber vardı. Bu haberden sonra faytona binmeme kararı aldık. Hatta adaya gittiğimizde atların o içler acısı halini görüp iyice üzüldük. Habere göre yeni doğum yapmış bir at faytona koşulduğu için dayanamayıp yavrusunun yanında can çekişerek hayatını kaybetmişti.

Bu vicdansızlığı kanıtlayan fotoğraflarda haberle birlikte basına servis edildi. Sahibine yıllarca hizmet etmiş, çok ağır şartlarda yaşamını sürdürmüş sonra yavrusunun yanında ölüme terk edilmiş bir anneden bahsediyoruz.

Bu haberin etkisiyle baktığımda, öyle atlar gördüm ki adada, insanlık adına bu yazıyı yazmaya karar verdim. Sırtlarında kamçı izleri, burunlarından akan kan... Sıcaktan baygınlık geçiren atların, kafasından aşağı dökülen buzlu soğuk sular... O kadar yoruluyor ki atlar, kimi kanama geçiriyor, kimi bayılıyor. Araba Meydanı denilen o mahşer görünümlü alanda fotoğraf çekmeye izin vermiyor faytoncular. Kesinlikle konuşmaya yanaşmıyorlar. İnsana bile muamelesi korkunç olan bu kişilerin; karşılık veremeyen hayvana nasıl davrandığını düşünmek istemiyor, bizzat şahit oluyorum. Görüntüler içler acısı. Adım başı dili sarkmış, sıcaktan dermanı kalmamış, kırbaçlanmaktan uyuşmuş atlar var.

Faytona binmeden önce, atların bekletildiği alanı gezmelerini tavsiye ediyorum adaya gidenlere. İnanıyorum ki o manzaradan sonra yürümek çok daha insani bir tercih olacaktır. Yaşadığımız yüzyıl itibariyle adım başı teknolojiyi getirdiğimiz, internetsiz beş dakika duramadığımız ve hatta arabasız trafiğe çıkmak istemediğimiz bir dünyada, teknolojiyle çözebileceğimiz bir konuda neden ısrarla atlara işkence çektiriyor ve neden bu vahşi yaşamı destekliyoruz? Nostalji trenleri, hatta elektrikli faytonlar yapmak mümkünken neden atların sırtından geçiniyoruz?  Artık fayton atlarına yapılan zulüm ve ölümlere dur denilmesi gerekiyor. Bu konuda çalışmaları olan duyarlı vatandaşlar var. Faytona Binme Atlar Ölüyor Platformu, 2 yıldır faytonlarda kullanılan, atlar için mücadele ediyor.  Bu mücadeleye destek vermemek, katkı sağlamamak imkânsız. Nitekim inandık; Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Büyükada güzeldir, görülmeye, gezilmeye fazlasıyla değerdir ancak şahsi keyiflerimiz için hayvanların işkence görmesine ve hatta hayvanların ölmesine izin vermeyelim. Bu vahşete ortak olmayalım.

Efendilerin Efendisi Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor:

"Bu hayvanlara sağlıklı olarak binin ve onları sağlıklı olarak bakınız. Yollarda, çarşı ve pazarlardaki konuşmalarınızda onları iskemle gibi kullanmayınız. Nice binekler vardır ki; binicisinden daha hayırlı ve Yüce Allah'ı daha çok zikredendir."

Bu hassasiyete sahip bir Peygamberin, aynı hassasiyetten nasibini alan ümmeti olabilmek dileğiyle...

Tuba Aytaş Yıldız

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.