19 Ocak 2018 Cuma
Anasayfa > MAGAZİN > KAPİTALİZMİN FENDİ BANKSY'İ YENDİ Mİ?

KAPİTALİZMİN FENDİ BANKSY'İ YENDİ Mİ?

10.02.2016 14:51 12 14 16 18 yazdır
Bir Banksy Sergisi üzerine yazarımız Fulya Pirim'in tespit ve yorumları...
KAPİTALİZMİN FENDİ BANKSY'İ YENDİ Mİ?

Bundan iki hafta önce, Banksy'nin dünyaca ünlü eserlerinden oluşan en büyük koleksiyonunun İstanbul'da sergileneceği haberini okuyunca herkes gibi ben de heyecanlandım. Söz konusu olan, kimliğini kimsenin bilmediği ancak yaptığı işlerle,tüm dünyada tanınmayı başaran bir isim olunca bu haber üzerine heyecanlanmamak elde değildi. Öyle işler ki, görmezden gelinen, söylenmeye cesaret edilemeyen, insanın içini acıtan gerçekleri duvarlarda ince bir mizahla haykırdılar.Küresel çevre krizine, kapitalizmin yarattığı ekonomik düzensizliğe, politik ahlaksızlıklara, tüketim çılgınlığına, dayatmalara ve savaşa karşı çıkan bu işler,illegal ve uçucu olmalarına rağmen neredeyse her milletten milyonlarca insana ulaştı ve hafızalara kazındı.

            Yaratıcısı elini taşın altına koymaya niyet etmiş, risk almış ve bunu da para karşılığında yapmamıştı. Güçlünün değil haklının ve doğrunun sesi olmayı yeğlemişti. Yeteneğini bu yönde kullanan Banksy'nin gönüllerde taht kurması bu yüzdendir. Hele ki bugün artık yaptığı sanatı verimli olmaktan ziyade, kendini yüceltme ve para kazanma aracı olarak kullanan bir çok sanatçı varken.

            Ancak haberi okudukça heyecan yerini şaşkınlığa bıraktı çünkü Banksy, bu kez bir şirket sponsorluğunda paralı bir sergi yapacaktı. Eyvahlar olsun kapitalizmin fendi Banksy'i yendi mi yani?Herhalde sonunda kimliğini açıklamaya karar vermişti de bu sergi o yüzden dünya prömiyeri olacaktı. Bilet 35TL olduğuna göre! İlk gösterimin İstanbul'da olması da millet olarak bizim şansımızdı. Vay be!

            Peki illegal sayılan işler nasıl oluyor da yasal bir platformda izleyiciyle buluşabiliyordu? Sokak sanatı her zaman vandalizm yaftasından mustarip olmuş ve bu yüzden de yasadışı muamelesi görmüştür ancak icra eden Banksy olunca durum değişiyor; stencil graffitiler o kadar değerli eserler haline geliyor ki illegal konumlarından sıyrılıp korunmaya bile alınabiliyor. Nitekim sergi Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Beyoğlu Belediye'sinin desteğini almıştı.

            Bu arada,söz konusu eserler graffitilerden oluştuğu için ne şekilde sergileneceğini merak ettim. Biletleri pazarlayan firmanın web-sitesindeki açıklamasında"izleyiciye bir serginin ötesinde aynı anda görme, duyma ve dokunma duygularını harekete geçirecek bambaşka bir deneyim vadediyor" yazıyordu ve bu da beklentiyi artırıyordu.Duvarları söküp getirecek halleri yoktu elbette, acaba Karaköy'de görmeye alıştığımız graffitiler gibi farklı mekanlara kopyaları mı yapılacaktı? O zaman gezerken pekala görebileceğimiz bir şey için neden bilet satın alacaktık? Dokunma duyularımızı harekete geçirecek bu vadedilmiş farklı sergi deneyimi neydi? Bu sorulara, sergiye birlikte gitmeyi kararlaştırdığımız arkadaşların soruları da eklenince firmayı aramaya karar verdim.

            Bilirsiniz genelde bizde, yaptığı işin bir adım ötesiyle ilgilenmek istemeyen, bir adım ötesini merak etmeyen bir zihniyet vardır. Dolayısıyla cevap olarak "biz bilmiyoruz, biz sadece bilet satışıyla ilgiliyiz, organizasyonu yapan şirketi arayın lütfen" yanıtını aldım. Yılmadım organizasyon firmasını aradım. Telefondaki kişi ilgili ama ne yazık ki bilgili değildi. Numaramı aldı ve konu hakkında malumat sahibi olan birine aratacağını söyledi. Arayan oldu mu? Hayır. Bu diyalog iki gün sonra tekrarlanınca dejavu etkisinden çıkıp beklemeye karar verdim. Nasıl olsa sergi dört ay sürecekti ve sosyal medyaya birbiri ardına düşen haber, fotoğraf ve videolar sayesinde neye benzediğine dair biraz da olsa fikir sahibi olabilecektik.

            Gerçekten de açılıştan hemen sonrainternette sergiye ait birçok haber ve görsele ulaşılır oldu. Hayal kırıklığı da bu noktada başladı...İlk bilgiler Banksy'nin sergiden haberi olmadığı ve fikrin onu on yıldır görmeyen eski arkadaşı ve menajeri Lazarides'e ait olduğuna ilişkindi. Eserler koleksiyonerlerden toplandığı ve sergiye özel üretildiği için Banksy'den izin alınması gerekmiyordu. Bu durumda bizler en iyi ihtimalle, o sergiye giderek  Banksy'nin sanatı üzerinden izinsiz para kazanan fırsatçıların ekmeğine yağ sürmüş oluyorduk. En kötü ihtimalleyse Lazarides'in yarattığı ve gerçekte olmayan bir kimliğe yada ikilinin ürettiği bir senaryoya yani; ikiyüzlülüğe kazandırıyorduk, ki ben bu ihtimale inanmak istemiyorum.




Epeyce kafa karıştıran bu durum bir yana, sergi geliriyle ne yapılacaktı? Umduğum gibi bir derneğe;Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği'ne bağışlanacağı açıklanmıştı. Serginin neden ücretli olduğu sorusuna karşılık Lazarides'in savunması Dismaland'ın girişinde Banksy'nin kendisinin de ziyaretçilerden ücret almış olduğuydu. Doğru, ancak proje sona erdiğinde Dismaland'ı oluşturan tüm materyallertoplanıp mülteciler için barınak yapımında kullanıldı. Oysa, The Art of Banksy sergisinden elde edilecek gelirin yüzde kaçının bu bağış kapsamında derneğe verileceği hala belli değil.

            Sergiyle ilgili görselleri incelediğimdeyse fark ettiğim en acıklı şey;stencillerin canlandırılması ve bu nedenle protest karakterinden kopup popüler kültürün, alnının tam ortasından öptüğü kitsch nesnelere dönüşmüş olmalarıydı. Çiçek Fırlatan Protestocuve HizmetçiKız'ı canlandıran mankenlerin yanında poz veren ziyaretçi fotoğraflarının çokluğu bu durumu kanıtlar nitelikte ve görülen o ki hediyelik eşya dükkanı da üzerine tuz biber olarak yerini almış.

            Netice olarak ortaya Banksy'nin sanatına ve felsefesine dair algılarımızın ambale olduğu bir sergi; daha doğrusu sergi adı altında pazarlanan popüler bir etkinlik çıkmış.Ortada samimiyetsiz, tuhaf ve çelişkili bir durum var. 




Zorbalığın reddi üzerine etkileyici birer kara mizah anlatısı olan Banksy işleri, bazen Londra'nın sakin sokaklarında, bazen de savaşın dehşetiyle kıvranan Gazze'nin en tekinsiz sokaklarında karşımıza çıktı. Kimi zaman birkaç saatiçinde sansürlendiler, kimi zaman da çalınıp satıldılar ama her zaman akıbetleri belirsiz ve daima sokaklara ait oldular. Bu yüzden de bu sergi, Banksy'nin birçok işini görebilmek için ayağımıza gelmiş iyi bir fırsat olabilir. Ancak yine aynı nedenden ötürü, kapalı bir mekanda toplanıp başkalaştırılmış, yaratıcısının bağlı olduğu ideolojiden ayrı düşerek birer meta haline dönüştürülmüş ve heyecan dolu atmosferinden eksilmiş halde onları görmek içimize sinmedi. Bu yüzden gitmekten vazgeçtik.

Sergi hala devam ediyor. Tartışmalar da öyle. İsteyen tabii ki gidip görsün, kendisi karar versin ama sanıyorum bir kısmımız için durum değişmeyecek ve Cezánne'nin, Banksy'nin daha önceki bir projesine de isim olmuş, kısa ama çok şey ifade eden"Better Out Than In"sözünü anmadan edemeyeceğiz.

 

 

Fulya Pirim

 

 


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri