TakipMedya

kartal escort

Uyuşturucu Bağımlılığı

Uyuşturucu Bağımlılığı
453
19 Haziran 2020 - 20:19

Uyuşturucu özelliğe sahip birçok madde vardır bu maddeler kokain, esrar, ekstazi, eroin, taş kokain (crack kokain), bonzai, ketamin, mescalin, amfetaminler ve metamfetaminler olarak bilinir. Bu maddeler hem uyarıcı ve keyif verici hem de uyuşturucu maddelerdir ve bağımlılık yapıcı özelliğe sahiptir. Bu maddelerin bir kez alımı bile bağımlılık yapmaya yeterlidir. Alınmaya devam ettikçe vücut bu maddeyi daha çok isteyecek bu nedenle sürekli olarak uyuşturucu alım miktarı ve sıklığı artış gösterecektir.

Uyuşturucu Bağımlılığı Belirtileri

Uyuşturucu bağımlılığı kimyasal içerikli maddeler ve ilaçların alımıyla oluşan bağımlılıktır. Zararlı olduğu bilindiği halde alınmaya devam edilmesi ve bırakılamaması uyuşturucu bağımlılığıdır. Alınmadığında yoksunluk belirtileri gösterir. Bu belirtiler;

  • Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması.
  • Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için çok zaman harcamak.
  • Madde kullanımı için çok büyük bir istek duymak veya kendini zorlanmış hissetmek.
  • Tekrar eden kullanım sonucu (işte, okulda, evde) sorumluluklarını yerine getirememek.
  • Olumsuz etkilerine rağmen (toplumsal ve kişiler arası sorunlar) kullanıma devam etmek.
  • Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması.
  • Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi kullanmaya devam etmek.
  • Fizyolojik ya da psikolojik sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek.
  • Maddeye tolerans gelişmiş olması.
  • Madde kesildiğinde ya da azalttığında yoksunluk belirtilerinin (bulantı, uykusuzluk, kusma, sinirlilik, bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, ishal, terleme, titreme, kas sızıları, ateş vb.) ortaya çıkması.
  • Her maddenin yoksunluk belirtisi göstermediğinin de unutulmaması gerekir.

Bağımlılığa İten 6 Önemli Durum

Bağımlılığın altında yatan psikolojik nedenlerden bir tanesi gençlerdeki boşluk duygusu. Boşluk duygusu nedeniyle müthiş bir sıkıntı hissediyorlar. Hayatı yaşamayı anlamsız görüyorlar. Bu anlamsız görme içerisinde boşluk duygularını yapay olarak gideren maddeye yöneliyorlar. Bazı gençlerde ise kronik boşluk duygusu oluyor. Bu grup, madde için en riskli grup. Boşluk duygusunun dışında yalnızlık da gençleri çok etkiliyor. Özellikle 10-11 yaşından sonra genç için arkadaşlık, ailesinden daha önemli hale geliyor. Ben kimim, nereye yönelmeliyim ve niçin sorularını soruyor. Bu soruları sorarken böyle durumlarda bağlanma ihtiyacını ailesi dışındaki kişilerle karşılıyor. Bu kişiler sağlıklı kişiler değilse toplumla sağlıklı bağlanma ilişkisi kuramayan bireyler, kolay bağlanma olduğu için maddeye bağlanıyor. Bağlanma ihtiyacını maddeyle gidermeye çalışıyor. Bunun arka planında yalnızlık var. Kalabalığın içinde yalnızlık duygusu kişinin maddeye yönelmesinde önemli ikinci bir etken. Bunun sonucunda maddenin verdiği keyif hali var.

Madde kişide nasıl bir duygu uyandırıyor? Bütün istekleri karşılanmış, bütün ihtiyaçları giderilmiş ve evrenle bütünleşmiş gibi uçma hissi uyandırıyor kişide. Bütün sorunlarını unutuyor. Böyle bir durumda kişi bağlanma duygusunu ve yalnızlık duygusunu yapay olarak gideriyor. Kişilik sınırları ortadan kalktığı için bağlanmaya ihtiyaç hissetmiyor yalnızlığı da unutuyor.

Gençlerde haz arayışı da maddeye yönelime neden oluyor. Özellikle çocukluğundan beri haz peşinde koşmayı yaşam felsefesi haline getirmişse eğer ‘Mutlu olmak istiyorsan mutlu olacağın, canının istediği her şeyi yapmalısın’ yani ego ideali olarak hedonizmi, zevki, zevk almayı seçen bir yaşam felsefesi varsa, ‘Bu iş bana zevk vermiyorsa neden yorulayım ki neden çalışayım ki’ diyor. Bu kimlik karmaşasını aşamıyor. ‘Ben kimim, nereye yönelmeliyim, niçin?’ sorularını sorarken kimlik karmaşası yaşarken zorluklarla mücadele başaramıyor ve mağlup oluyor. Dolayısıyla bu konuda kişilerin beceri kazanması gerekiyor.

Günümüz kuşağında şu andaki en önemli risk alanı kolaya kaçma eğilimi. Zorlukların üzerine gitmeme eğilimi ön planda. ABD’de genç kuşakla ilgili yapılan araştırmalarda narsisizm puanı yüksek çıkıyor. Narsisizmde kendini özel ve önemli görme, eleştiriye kapalı olma, hep kendi isteklerinin karşılanması beklentisi vardır. Kendini merkeze alır. Narsist kişi dünyanın kendi etrafında dönmesini ister. Böyle bir dünya da olmadığı için kendi dünyasına kapanır. Egosunu yücelten her şeyi doğal kabul eder, hakkı gibi görür ve bunun sonucunda da kişi psikolojik ihtiyacını madde ile karşılar.

Madde kullanmaya iten bir başka etken de maddeyi stres azaltma yöntemi olarak kullanıyor. Stresle baş etmek yerine kolay çözüm gibi gördüğü maddeyi kullanarak o anlık geçici ve sahte bir mutluluk hissederek rahatlama yolunu seçiyor. Bu yolun sonucunda da kişi stres azaltma tekniği olarak üzüntülerle baş etmek yerine, üzüntülerden kaçma yöntemi olarak kullanıyor. Birkaç kere bundan doyum alınca onu yeniden yakalamak için maddeye yöneliyor.

Diğer bir neden ise kötü arkadaş. Yalnızlık duygusunu yanlış arkadaşlıkla gideriyor. Diğer bir neden ise zayıf aile ilişkileri.

Uyuşturucu Kullanan Çocuk Aşık Olmuş Gibidir

Uyuşturucu kullanan çocuk aşık olmuş insan gibidir. Aşık olan ne yapar? Dalıp dalıp gider, odaklanır hep aşık olduğu nesneyi düşünür. Uyuşturucu kullanan kişinin düşündüğü şey de maddedir. Madde devamlı aklındadır. Maddesiz bir yaşamı düşünemez hale gelir. Maddeyle daha çok zaman geçirir. Madde olmadığı zaman kendini kötü hisseder, krizde gibidir. Diğer taraftan yoksunluk belirtileri olur. Aşırı zihinsel uğraş vardır, genellikle dışarıdan bakıldığında ‘Çocuğum dalgınlaştı, kişiliği değişti’ der. Odadan uzun süre çıkmaz banyoda uzun süre kalır. Yalan söylemeye başlar. Uzun bir yolculuğa çıkacak gibi hazırlıklar yapar. Vedalaşmalar yapar, mektuplar bırakır. Sık sık nezle grip olmaya başlar. Bu gibi durumlar bazı şeylerin yolunda gitmediğini gösterir. Böyle durumlarda genellikle anneler ve babalar jandarmalık yaparak sorgulamaya başlar. Çocuk daha çok içine kapanır. Böyle durumlarda onu karşımıza almak yerine yanımıza alıp yürüyerek sorunları açmaya çalışmak gerekir.

Aile, madde bağımlılığında en önemli koruyucu!

Aile ilişkileri kişinin toplumsal yaşamının belirlenmesinde öncül bir rol oynar ve çocukların değerler sisteminin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Ebeveynler çocuklarına sorumluluklarının gelişmesini, kendilerine zarar verici davranışlardan korumalarını öğretmelidir ve bunu yaparken de onlara güvenli bir ortam sağlamalı, bazı sınırlamaları olduğunu da göstermelidir.

 Anne-babaların çocukları için madde bağımlılığıyla ilişkili bilinçli bir tutum geliştirmesini sağlamada yapacakları en önemli şey kendi davranışlarıyla örnek olmalarıdır. Aileler bir sorunla karşılaştıklarında ne şekilde çözümler üretiyorsa, çocuklar da benzer sorunlarla karşılaştıklarında benzer çözümler üretmektedir. Örneğin, bir sorunla karşılaşan anne ya da baba bu sorunun çözümünde alkol kullanımına yöneliyorsa, çocukta rol model aldığı anne ve babanın davranışını gerçekleştirerek alkole yönelebilmektedir.

 Anne-baba çocuk ilişkisinin niteliği, çocuğun topluma uyum becerilerini belirlemektedir.  Çocuğun gelişiminde aile tutumunun destekleyici ve denetleyici niteliği, erişkinlik dönemindeki davranışlarını da şekillendirmektedir.

15-19 yaş arası lise öğrencileri üzerine yapılan bir araştırmada, özellikle aile ile çok vakit geçirmenin, birlikte yapılan sosyal aktivitelerin fazla olmasının ve ergen üzerindeki aile kontrolünün, gencin uyuşturucu madde kullanımını önleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Çocuğunun Madde Kullandığını Öğrenen Ai̇leler Neler Yapmalı?

 Çocuklarının madde kullanımını öğrenen anne-babalar öncelikle endişe ve paniğe kapılmadan hareket etmelidir. Sakin bir şekilde ve suçlayıcı bir tavır takınmadan davranılmalıdır. Ayrıca, sorun görmezlikten gelinmemeli, durum gizlenmemeli ve davranışlar takip edilerek, çözümü yönünde çareler aranmalıdır.

Aile içerisinde duygusal ve sosyal etkileşim açısından başarılı bir çocukluk dönemi geçiren birey, ergenlik dönemi sorunlarını daha kolay çözmektedir. Anne-babalar çocuklarıyla, küçüklük dönemlerinden itibaren arkadaşça bir diyalog kurmalı ve ergenlik döneminde de bunu devam ettirmelidir.

Ne tür tedaviler işe yarar ?

Öncelikle gencin bağımlılık seviyesi önemlidir. Araştırmalar Aile Terapisinin madde kullanımı ve bağımlılığını önleme ve tedavi etmede çok etkili olduğunu kanıtlamıştır. Vasıflı bir Evlilik ve Aile Terapisti gencin madde kullanımı problemini değerlendirip en uygun tedaviye yönlendirecektir. Eğer madde kısa bir süredir kullanılıyorsa kişiyi madde kullanımına iten faktörler belirlenecek, problem çözme becerileri geliştirilecek ve ailenin de desteğiyle önleme yolları aranacaktır. Eğer bağımlılık gelişmişse tedaviye hemen başlanmalıdır. Ayakta ya da yatarak tedavi yardımcı olacaktır.

Tedavi ile birlikte yürütülecek olan aile terapisi seansları aile içindeki iletişime odaklanıp kişilerin çatışmalarının kaynaklarını araştırıp,  problem çözme becerilerini ve olaylarla başa çıkma yeteneklerini geliştirecektir temel olarak.

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.


ankara escort

sincan escort

istanbul escort kartal escort mersin escort izmir escort bursa escort alanya escort antalya escort şişli escort beylikdüzü escort pendik escort